• Reklam
Saatlerinizi Zafere Ayarlayın
gazi doğan

gazi doğan

Saatlerinizi Zafere Ayarlayın

18 Aralık 2017 - 13:28

 

Hayattayken cesedi kokanlara inat, bedeni ancak içindeki şiir öldüğünde kokmaya başlayacak; yükü küfesinden, emaneti omzundan ağır olanların.

Özellikle 20.yy’ın sonlarında, hatta buna  21. Yy’ın başında dünyaya gelenleri de ekleyecek olursak pek şanslı olduğumuz söylenemez. Mağduriyet halindeyiz. İnsanlar dünyaya gelmeden, dünyanın efendileri tarafından serüveni belirlenmiştir. Kişi; ana rahminden kopup, toprağa verilene kadar sadece bu oyunu oynar.

Oyun, doğum ile başlayacak. 5 yaşına gelince anaokuluna yahut kreşe gönderilecek. 66 aylık olunca resmi hizmete mahsus okula başlayacak. 4+4+4, ömürden giden ise 4*4*4. Dile kolay tam 8 yıl ilk ve ortaokul evrimini tamamlayacak. Ortaokulun sonuna doğru sözüm ona iyi bir liseye girmek için sınavlara girecek ve dolayısıyla sınavlara hazırlık merkezlerine gönderilecek.  8 yıllık eğitimin sonunda fen veya anadolu lisesi kazandığı takdirde iyi bir kul, meslek lisesi kaybettiğinde de sınıflı toplum yapısının en altında kalmış olacak.

-Sen hangi liseyi kazandın bakayım?

-Meslek lisesi efendim.

-Hmmmmm.

-Bizim çocuk kime çekti bilmiyorum…

Lise döneminin bitimine doğru yeni bir yarış pistinde bulacak kendisini. Yine dershane yolu görülecek. Teslis inancı ev-okul-dersane bir de bu ibadetin, ayinlerin karşılığı deneme sonuçları. Yine bu sınavların sonuçları da bayram ziyaretinin seyrini, temel konusunu oluşturacak. O bayramlarda öğrencinin ve velinin göğsünü gere gere oturacağı yahut, başının yere düşeceği bir inanç… sınavlar. Eğer iyi bir puan aldıysanız, iyi bir üniversite ve bölüme yerleştiyseniz ne mutlu size, yok eğer puanınız düşükse ve hatta daha kötüsü eğer bir üniversiteye yerleşmediyseniz, ‘’Bize Gerçek Bayram Nasip Ya Rab, Bayramsa bayramınız mübarek olsun.’’ Oysa ki eski bayramlarda ‘’ne olacaksın’’ sorusuna ‘’doktor, avukat, hakim, astronot’’ cevabına herkesin yüzünde bir mutluluk ‘’ha haha, çok zeki bu çocuk’’ ve ‘’doktor olacak benim oğlum demenin haklı gururu.’’ Nerde kalmıştık. Üniversite kazanılacak, 4 yıl bitecek. Sonrasında bu defa kpss koridorları başlayacak. Dershaneler, kurs merkezleri ve hayatın anlamı memuriyet. Sonrasında 5 aylık bayrak, millet ve vatan borcu. Asker dönüşü para biriktirilecek. Akrabaların rızası ve takdiri için dillere destan bir düğün yapılacak. Kiralık bir evde elbette yaşanmaz. Düşük faizli kredi ile ev alınacak. Arabasız bir hayatın mümkün olmadığı anlaşıldığında bir araba zarureti doğacak ve bu kez de araba taksidine girilecek. Maaş yetmeyecek ve terfi etmek için sınavlara girilecek. Bu arada çocuk olmuş ve iyi bir kolejde eğitim alması lazım. Bu arada her geçen gün birer birer masadan ayrılıyor dostlar: anne ve baba birer birer toprağa veriliyor. Her neyse evin yenilenmesi, modeli artık düşen arabanın değişmesi gerekiyor. Bu arada i phone 7 çıktı ve herkes buna geçerken, fosil i phone 4’ ün değişmesi lazım. Çocuklar da bu cendereden geçerken yaş 70 olduğunda da iş bitmiş olacak ve emeklilik süreci ile her geçen gün biraz daha ölecek…

Türkiyenin bu karanlık ve puslu vadisinde yaşananları anlattığımız bu senaryoda kişiler ve mekanlar tamamen sistemin bir ürünüdür. Bu yaşam serüveni modern hayatın dayattığı bir sirk oyunundan fazlası değildir. İnsanın ana rahminden kopup, toprağa verilene kadar belirlenen bir yol haritasıdır.

 

Lokman Peygamberin oğluna :’’Ey oğlum! Namazını kıl, kimseye karışma, okuluna git gel, derslerini vaktinde çalış, bir devlet dairesine kapağı at, (sigorta zaten cepte) efendi ol, adam ol’’ demesi gerekmez miydi? Anneler, babalar, çocuklar..söyleyin elinizi aklınızdan çekerek söyleyin, gerekmez miydi?%99’u kendisini Müslim olarak nitelendiren bir toplumda ayetin bu şekilde olmaması ne hazin.

Yine bir ayeti kerimede ‘’Ben ……..ve insanları ancak ve ancak fen lisesi kazansın, üniversiteyi en az 3.60 ortalama ile bitirsin, hukuk-tıp, en kötü iibf’den mezun olsun, en az 3 bin tl maaşlı ve sigortalı bir işe başlasın, (müslüman güçlü ve zengin olmalıdır’dan) lüks evlerde yaşasın diye yarattım’’ dememiş olması da yine Allahımızın büyüklüğü işte. Sual olunmaz.

Saatleri diplomaya, statüye, terfiye, atamaya ayarlı olanlar; ‘’ Varoşlarda yaşayıp, şehirlerin kenarındaki çöplüklerden evine yiyecek toplayan çocukları kurtarmanın gayretinde olanlara dudak bükecek, Afrika’da en basit ilacı bulamadığından dolayı hayatını kaybeden küçük yavrunun kurtarılması cehdine elbette kulp takmakta gecikmeyecek. Zor iştir sırtına sabrı vurup 7 milyar insan için yollara revan olmak.

Hayatın bu olmadığının farkına varanlardır ‘’saatlerini zafere ayarlayanlar’’. Ailesine, toplumuna, tarihine, devletine kulluk yapanlar değil; aydınlık yarınlara olan inancıyla, motorları maviliklere sürmenin hayaliyle aşkı ve sabrı omuzlayanlardır. Hayattayken cesedi kokanlara inat, bedeni ancak içindeki şiir öldüğünde kokmaya başlayacak. Yükü küfesinden, emaneti omzundan ağır olanların.

Saatlerinizi zafere ayarlayın!

Savaşan kaybedebilir, savaşmayan zaten kaybetmiştir

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar